<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Büşrâ'nın Sitesi</title>
	<atom:link href="http://busrayildiz.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://busrayildiz.wordpress.com</link>
	<description>Just another WordPress.com weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Jun 2007 10:49:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='busrayildiz.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Büşrâ'nın Sitesi</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://busrayildiz.wordpress.com/osd.xml" title="Büşrâ&#039;nın Sitesi" />
	<atom:link rel='hub' href='http://busrayildiz.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-duygulari-ogretmek/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-duygulari-ogretmek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:49:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-duygulari-ogretmek/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek (I) Duygularımız insan olmanın en önemli ve keyifli yanlarından biri. Duygularımızın ne kadar farkında olup, onları ne kadar benimseyip, kendimize ait hissedebilirsek ve başkalarıyla ne kadar paylaşabilirsek, onların ve insan olmanın o kadar keyfine varabiliriz. Peki çocuklar kendi duygularının ne kadar farkında? Psikolog Bihter Mutlu Gencer, çocuklarınıza duygularını öğretmenin yollarını 2 bölüm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=15&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entry">
<p class="snap_preview"><strong> Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek (I)</strong><br />
Duygularımız insan olmanın en önemli ve keyifli yanlarından biri. Duygularımızın ne kadar farkında olup, onları ne kadar benimseyip, kendimize ait hissedebilirsek ve başkalarıyla ne kadar paylaşabilirsek, onların ve insan olmanın o kadar keyfine varabiliriz. Peki çocuklar kendi duygularının ne kadar farkında? Psikolog Bihter Mutlu Gencer, çocuklarınıza duygularını öğretmenin yollarını 2 bölüm halinde yayınlanacak yazımızda anlatıyor.<span id="more-15"></span></p>
<p>Duygularımız insan olmanın en önemli ve keyifli yanlarından biri. Duygularımızın ne kadar farkında olup, onları ne kadar benimseyip, kendimize ait hissedebilirsek ve başkalarıyla ne kadar paylaşabilirsek, onların ve insan olmanın o kadar keyfine varabiliriz. Bu sayede, insanlarla daha kolay ve etkili iletişim kurabiliriz, aile içi ilişkilerimiz, arkadaşlık ilişkilerimiz zenginlik ve samimiyet kazanır, dolayısıyla daha mutlu ve anlamlı bir yaşam sürdürebiliriz. Çocuklarımızın duygularının farkında olmayı ve uygun iletişim kurabilmeleri biz anne babaların onları doğru yönlendirmesine bağlıdır. Peki duygularımız davranışlarımızı nasıl yönlendirir? Bihter Mutlu bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Davranışlarımız şekillenirken şu yolu izler: Duyu organlarımız yani görmek, duymak, dokunmak, tatmak ve koklamak aracılığıyla dış dünyadan bilgi toplarız. Daha sonra bu duyularımızı yorumlayarak ne anlama geldiğini anlarız. Bu anlamlar bizde bazı duygular uyandırır ve sonuç olarak nasıl davranmamız gerektiğine karar veririz. Duygularımız yorumladığımız duyularımıza karşı verdiğimiz tamamen otomatik ve spontan (doğal) tepkilerdir. Fakat davranışlarımız düşünerek ve kararlı yaptığımız tepkilerdir. Duyu organlarımızdan davranışlarımıza giden yolda “niyetlerimiz” önemli bir rol oynar. Niyetlerimiz bizi nasıl davranmak istediğimize yönlendirir. Hissettiğimiz kızgınlık karşısında niyetimiz karşımızdakiyle kavga etmek ve onu incitmekse ise ona göre davranırız, sesimizi yükseltiriz, karşımızdakini kışkırtacak şekilde konuşuruz; ama niyetimiz işbirliği içinde olmak ise kızgınlığımızı sakin sözlerle ifade edip daha yapıcı şekilde davranırız. Çocuğumuza kızgınlık hissettiğimiz zaman niyetimiz ondan hıncımızı çıkarmaksa onu yargılayarak konuşmayı belki de aşağılamayı seçebiliriz; fakat onun “duyguların kontrol edilebilir” olduğunu öğrenerek yetişmesi niyetindeysek kızgınlığımızı sözel olarak nasıl anlatabileceğimizi ona gösterme yolunu da seçebiliriz.”</p>
<p>Duygularımızı paylaşmazsak…</p>
<p>Duygularımız özür dilemek veya nedenini açıklamak zorunda olduğumuz şeyler değil. Sadece çok basitçe insan olduğumuz için sahip olduğumuz şeyler. Bihter Mutlu şöyle diyor: “Özellikle olumsuz duygularımızı içimizde tutarak kontrol edemeyiz. Yoklarmış gibi davranarak veya onlara karşı savaşarak ta onları kontrol edemeyiz. Ancak onların farkında olup, onları kabul edip, benimseyip, sorumluluğunu alıp, duygularımıza yön verip, uygun şekilde ortaya koyduğumuz zaman onları kontrol edebiliriz. Duygular biz onları bir şekilde ortaya çıkarıp bitirene kadar içimizde kalmaya devam eder. Örneğin “üzüntü” ağlayıp rahatladığımızda veya anlayışlı bir arkadaşımızla konuşup söze döküldüğünde biter. Hiç belli etmeden yüzümüzde gülümseyen bir maskeyle ortalıkta dolaşmak üzüntüyü bitirmez. Eğer duygularımızı belli etmeyi reddedersek onlar bizi kontrol etmeye başlar. Eğer üzüntüyü içimizde tutuyorsak, er geç bizi üzen herşeyden kaçınmaya başlarız. Hatta üzülen arkadaşlarımıza da kızmaya başlarız. Böylece bütün hayatımızı üzüntüden kaçmak üzere düzenlemeye başlarız, böyle davranmazsak kendi üzüntümüzün ortaya çıkıp kontrolü kaybedeceğimizden korkarız.”</p>
<p>Çocuklarınızın Duygularını İfade Etmesine İzin Verin</p>
<p>Duygularımızı bastırmak veya inkar etmek iç çatışmalara ve dolayısıyla ilişkilerimizde problem yaşamamıza neden olur. Biz yetişkinler duygularımızın farkında olup, onları kabul edip, uygun şekillerde ilişkilerimize yansıtabilirsek çocuklarımıza da iyi birer model olabiliriz. Duyguların rahatlıkla konuşulabildiği, çocuğun duygularını söze dökebilmesini teşvik eden bir aile ortamında yetişen bir çocuk kendi kişiliğinin, olaylar karşısında hissettiği şeylerin, hoşuna giden ve gitmeyen şeylerin, yapabileceklerinin ve yapamayacaklarının yani kendi sınırlarının farkında olur ve özgüveni gelişir. Bütün anne babalar elbetteki özgüvenli çocuklar yetiştirmek isterler. Onları kötülüklerden korumak isterler. Dolayısıyla kötü ve olumsuz duygulardan da korumak isterler. Keşke çocuklarımızı hep anne karnında tutabilsek ve onları orda tüm kötülüklerden ve kötü duygulardan koruyabilsek… Elbetteki bu imkansız. Bihter Mutlu, “Olumsuz duygular yokmuş gibi davranarak, çocuğumuz da eğer biz söylemezsek hiç öğrenmez veya hissetmez diye birşey söz konusu olamaz. Fakat toplumdaki genel eğilim böyle olduğu için anne babalar da öyle davranmak durumunda hissederler.” Diyerek bir uyarıda bulunuyor: “Çocuğumuzun da “iyi yetişmesini, olumsuz duyguların sahibi olmasını” istemeyiz. Hiç üzülmesin, kızmasın, kıskanmasın isteriz. “Bizim çocuklarımız kıskançlık nedir bilmezler, birbirlerini hiç kıskanmazlar” deriz. Sanki kıskançlık tamamen insani bir duygu değilmiş de kimse hissetmezmiş veya “hiç kıskanmaz” dersek çocuğumuz böyle bir duyguya sahip olmazmış gibi… Bu şekilde davranmak aslında oldukça tehlikeli bir durumdur. Bir süre sonra çocuğumuz bütün olumsuz duygularını reddetmeye başlayabilir. Bu duyguları yokmuş gibi davranmaya başlar. Olumsuz duyguların sorumluluğunu hissetmez ve bunlardan hep başkalarının sorumlu olduğunu düşünür. Örneğin arkadaşını kıskanan bir çocuk kıskançlığını dile getirip te bunu annesiyle paylaşamazsa, kıskandığı arkadaşını birşeyler bulup hep suçlamaya başlar. Böylece arkadaşıyla arası bozulur. Oysaki bu duygunun farkında olan bir çocuk bunu annesiyle paylaşıp rahatlayabilir ve daha sonra içinde hissettiği şeyin nedenini anlayıp, arkadaşını olur olmaz sebeplerle suçlamayı bırakır. Başka bir örnekte, arkadaşının tiyatroda başrol almasını kıskanan bir çocuk eğer bu duygusunun farkında olamazsa, bu güçlü duyguyla bir şekilde başa çıkabilmek için “zaten ben o rolde hiç olmak istemezdim” diyerek rasyonalize edebilir. Olumsuz duygularını sahiplenmeyen bir çocuk yetişkin olduğunda bile buna devam eder ve sadece “iyi ben”in varolduğunu düşünür. Kötü ve olumsuz duyguların kendine ait olmadığını düşünmeye devam eder. Dolayısıyla hem kendini ve tabiki başkalarını da iyi ve kötü yönleriyle “sadece insan oldukları” gerçeğiyle kabul etmekte zorlanır. Böylece iç çatışmalar yaşayabilir, sağlıklı ilişkiler sürdürmekte zorlanır. Hatta bu durum kişilik bölünmelerine kadar varabilir.”</p>
<p>Toplumda olumsuz olan duygular fazla kabul görmediği için ve olumlu duygular daha fazla kabul gördüğü ve takdir edildiği için, olumlu duygular daha fazla paylaşılır, çoğu zaman olumsuz olanlar yokmuş gibi davranılır. Kişiler olumsuz duyguların farkında olmazsa, onları incitemez diye düşünür. Oysa duygular olumsuz olsa da vardırlar ve tamamen insanidirler ve onlara sahip olmak tamamen normaldir. Duyguları göstermemek ve duyguların iletişimine kapalı olmak hem fiziksel hem de psikolojik olarak sağlıksızdır. Bir çok psikosomatik (psikolojik kökenli fiziksel rahatsızlıklar) hastalığın altında üstü kapatılmış duygular bulunmaktadır.</p>
<p>Önümüzdeki hafta yayınlanacak olan “Çocuklarımıza Duyguları Öğretmek II” adlı makalede konuya devam edilecek ve örnekler sunulacaktır.</p>
<p>Bihter Mutlu Gencer<br />
Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı<br />
ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık, Gelişim ve Eğitim Merkezi<br />
Tel: 0212 2239107</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/15/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/15/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=15&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-duygulari-ogretmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hayalinizdekini Değil, Çocuğunuzu Keşfedin…</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/hayalinizdekini-degil-cocugunuzu-kesfedin%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/hayalinizdekini-degil-cocugunuzu-kesfedin%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:48:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Babam ve Annem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/hayalinizdekini-degil-cocugunuzu-kesfedin%e2%80%a6/</guid>
		<description><![CDATA[Hayalinizdekini Değil, Çocuğunuzu Keşfedin… Anne-çocuk bağı daha gebelik sırasında oluşmaya başlar. Anne, karnındaki çocuğun, fizyolojik ve psikolojik kişiliğini adeta boş bir kâğıda resmeder. Anne karnında çizilmiş bu resmi sakın karalamaya çalışmayın. Bebeğini ‘Ailenin en çirkini bu!’ diye seven kişi­den hep nefret etti. Anne doğmamış, kendi hayal ürünü olan bu ço­cuk ile konuşur, dertleşir. Bu resim, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=14&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entry">
<p class="snap_preview">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#9600e1;">Hayalinizdekini Değil, Çocuğunuzu Keşfedin…</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Anne-çocuk bağı daha gebelik sırasında oluşmaya başlar. Anne, karnındaki çocuğun, fizyolojik ve psikolojik kişiliğini adeta boş bir kâğıda resmeder. Anne karnında çizilmiş bu resmi sakın karalamaya çalışmayın.</span></p>
<p><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Bebeğini ‘Ailenin en çirkini bu!’ diye seven kişi­den hep nefret etti.</span></em><span id="more-14"></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Anne doğmamış, kendi hayal ürünü olan bu ço­cuk ile konuşur, dertleşir. Bu resim, annenin; ümitleri­ni, hedeflerini yansıtır. Ya da annenin ulaşılamadığı hedeflerin getirdiği hayal kırıklıklarını, ya da kendinde olmasını istemediği bazı özelliklerini ve korkularını yansıtır. Henüz doğmamış olan bu çocuk, annenin korku ve kaygılarına, kendisinde olmasından utanç duyduğu bazı özelliklerine göre resmedilmişse; do­ğum sonrası bebeğin reddine varabilecek bunalımlar yaşanabilir.</span></p>
<p><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Üç yaşındaydı, annesi sürekli uyarıyordu;<br />
Ne dedin bakiyim! Duymamış olayım!<br />
Hoşbulduk de!<br />
Güzel konuş kızım<br />
Doğru otur kızım!</span></em></p>
<p style="margin-bottom:12pt;"><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Anne, Z’nin halalarına benzediğini, kendisine hiç benzemediğini çok sık tekrarlıyordu. Z’nin   hala kızı mental retarde idi. Bir hala astımlı idi. Z’nin en basit rahatsızlığında, anne önce astım ve mental retardasyona ait bir belirti olup olmadığı endişesini taşıyordu.<br />
</span></em><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
</span><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Z annesinin endişe ye korkularına göre resmedilmişti ve 3 yaşına gelmesine rağmen hala annesi tarafından benimsenmediği ve kabul görmediği anlaşılıyordu.</span></p>
<p style="margin-bottom:12pt;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Ulaşamadığınız Hedefe Sizin Gibi O da Ulaşamayabilir. O Sizin Hedefinizdi. Birakın O’nun Kendine Özgü Bir Hedefi Olsun</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Çocuk, annenin ulaşamadığı hedeflere göre res­medilmişse; onu arzulanan hedefe ulaştırma çabaları ile üzerinde aşırı baskı kurulmaya çalışılır.</span></p>
<p><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Bir röportajı sırasında, pop müzikteki başarısı ka­dar yaratıcı ruhu ile kendini tüm Türkiye’ye kanıtlamış olan Sezen Aksu:</span></em></p>
<p><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">— Hayatım boyunca kendimi anne ve babama ka­nıtlamak için uğraş verdim. Geçen seneye kadar ba­bam Ziraat Fakültesi FKB* den kalma derslerimi verip mezun olmam için baskı yaptı, diyordu.</span></em></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Bu baskı ile çocuk kendini aşırı programlamaya zorlanır.</span></p>
<p style="margin-bottom:12pt;"><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Yatağını toplamadan güne başlayamazdı. O gün yatağını toplamayacak, kendine rahat olmayı öğretecekti. Bütün gün, bu yüzden huzursuz oldu. Eve gelir gelmez, yatağını topladı.</span></em></p>
<p style="margin-bottom:12pt;"><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Onunla yaşayanları da bu derli topluluğu yüzün­den rahatsız ettiğini düşündü. Kendisi dağınık yatak­tan ne kadar rahatsız oluyorsa, onlar da toplu yatakta uzanıp gazete okuyamamaktan üstüne çıkıp zıplayamamaktan, rahatsız oluyorlardı.</span></em></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Cildinin çeşitli yerlerinde beliren beyazlıklar (vitilligo**) nedeni ile bana getirilmişti. Ülke genelinde ger­çekleştirilen zorlu bir sınava hazırlanıyordu. Bu hazır­lık ilkokul birinci sınıftan beri beş yıldır sürüyordu.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Koşulsuz Kabul</span></strong></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Gerek anne, gerekse baba, çocuklarının kişiliğin­de; çocuğa özgü, ebeveyninden bağımsız, yepyeni bir kişilik bulmaya hazırlıklı olmalıdırlar. Böyle olursa, çocuğun okul başarısızlıkları, yeteneksizlikleri ve hatta toplumun reddettiği özellikleri bile kolaylıkla kabul edilebilir.</span></p>
<p><em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;">Onbir yaşında, hala birinci sınıfa giden U’nun okuma yazma öğrenememesini babası bir türlü kabul edemiyordu. <em><span style="font-family:Arial;">Kendisi öğretmendi ve amcakızıyla evliydi. Birin­ci çocuklarını kalıtsal bir hastalıktan kaybettiler. Daha sonraki çocuklarında da aynı hastalığın görülebilece­ği kendilerine anlatılmasına rağmen, aynı hastalık be­lirtilerini gösteren ikinci çocukları doğdu.  Baba hasta çocukları saymıyordu ve üçüncü, çocuğu istiyordu. </span></em><br />
</span></em><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#990033;"><br />
<em>Babası askeri ağır ceza hâkimi idi. Oğul’un oldubitti silaha merakı vardı. Babanın böyle bir merakı an­laması mümkün değildi. Giderek aile-çocuk arasında­ki uçurum gerginleşiyordu. Ruhsatsız silah vukuatları da başlamıştı. Çekti İngiltere’ye gitti. Atış poligon ya­rışmalarında birincilik ödülü aldı. Halen poligonda ek­mek parasını kazanıyor. İyi bir eş, iyi bir baba oldu. Onu koşulsuz kabul edecek bir toplum ve çıkış yolunu bulamasa, hedefi isabetteki, bu yeteneği başına bela olacaktı.</em></span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Doğru olan, çocuğu, kendi hayalinde yarattığı bir kişiliğe uydurmaya çalışmak değil, onun özgün kişili­ğini geliştirip zenginleştirme çabası sarf etmektir.</span></p>
<p>Ço­cuk ekilenin tıpa tıp aynısının yetiştiği bir bitki tohumu ile değil, keşfedilmemiş bir gezegenle özdeşleştirilmelidir. Çocuğa özgü ayrıntıları keşfedebilmek olduk­ça zordur. Ancak, bu amaçla harcanan çabalar heye­can vericidir. Ayrıca, keşfedilen her ayrıntının yansı­maları olan: keyif ve mutluluk bu yolda sarf edilen emekleri Kat kat karşılayacak boyuttadır.</p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Burada önemli olan çocuğun koşulsuz kabul edilmesidir. Vasıfları iyi ise kabul, değilse reddetmek, koşul öne sürmektir Oysa kendi iradesi dışında, biz yetişkinlerin kararı ile aramıza katılan çocuk koşulsuz kabulü çoktan hak etmıştır.</span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Doç.Dr.Sabiha Paktuna Keskin</span></strong><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;"><br />
</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;">Pediatrist, Pediatrik Nörolog<br />
Uluslararası Tıp<br />
Çocuk Beyin Hastalıkları</span></p>
<p><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:#333333;"> </span><span style="font-size:7.5pt;font-family:Arial;color:#333333;">*   Ziraat fakültesi gibi Fen ağırlıklı fakültelerin ilk yılı<br />
** Ciltte beyaz alanların belirmesi ile seyreden kalıtımın da rolü olduğu ve genellikle psikolojik baskı dönemlerinde beliren ya da bu gibi dönemlerde artış gösteren psikosomatik bir cilt hastalığı</span></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/14/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/14/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=14&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/hayalinizdekini-degil-cocugunuzu-kesfedin%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar?</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/islam%e2%80%99a-gore-cocuk-terbiyesi-ne-zaman-baslar/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/islam%e2%80%99a-gore-cocuk-terbiyesi-ne-zaman-baslar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:46:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Babam ve Annem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/islam%e2%80%99a-gore-cocuk-terbiyesi-ne-zaman-baslar/</guid>
		<description><![CDATA[İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar? İslâm, çocuğun babası üzerindeki şu üç büyük hakkını dikkate alır: –Temiz ve ahlâklı bir annenin seçimi. –Güzel bir isim. –Dinî terbiye. İslâm, henüz dünyaya gelmenin çok ötelerinde bulunan bir çocuğun, babası üzerindeki birinci hakkını, “ona temiz ve ahlâklı bir anne seçmesi” olarak tespit etmekle, çocuk terbiyesini pedagogların ve sosyologların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=13&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://ihanim.wordpress.com/2007/03/07/islam%e2%80%99a-gore-cocuk-terbiyesi-ne-zaman-baslar/" rel="bookmark" title="Oku İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar?">İslam’a göre çocuk terbiyesi ne zaman başlar?</a></h2>
<p> 					<span class="date_day"><br />
</span><span class="date_year"></span> 				</p>
<p class="entry">
<p class="snap_preview">İslâm, çocuğun babası üzerindeki şu üç büyük hakkını dikkate alır:</p>
<p>–Temiz ve ahlâklı bir annenin seçimi.<br />
–Güzel bir isim.<br />
–Dinî terbiye.</p>
<p>İslâm, henüz dünyaya gelmenin çok ötelerinde bulunan bir çocuğun, babası üzerindeki birinci hakkını, “ona temiz ve ahlâklı bir anne seçmesi” olarak tespit etmekle, çocuk terbiyesini pedagogların ve sosyologların hayallerinin dahi varamayacağı bir noktadan başlatmış oluyor. Bir erkek, müstakbel eşini seçerken bu birinci ölçüde hassasiyet gösterdiği takdirde, üçüncü görevi büyük ölçüde rahatlayacaktır.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/13/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/13/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=13&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/islam%e2%80%99a-gore-cocuk-terbiyesi-ne-zaman-baslar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çocuğu tanırken; Resim</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocugu-tanirken-resim/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocugu-tanirken-resim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:40:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocugu-tanirken-resim/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuğu tanırken; Resim Çocuk resimleri bizim için ne ifade eder? Çocuk resimleri çocuğu tanırken zeka ve kişiliği anlamada, çatışmaları keşfetmede bizim için önemli materyallerdir. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi resim gelişimi de zeka düzeyine paralel gider. Yaşa uygun düzeyde performans gösterilmeyen çizimler bir gelişim geriliği olabileceği yönünde mesaj verir. 1. Resimle Anlatım: Çocuğun çizgileri onun [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=12&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>             Çocuğu tanırken; Resim            </strong></p>
<p>Çocuk resimleri bizim için ne ifade eder? Çocuk resimleri çocuğu tanırken zeka ve kişiliği anlamada, çatışmaları keşfetmede bizim için önemli materyallerdir. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi resim gelişimi de zeka düzeyine paralel gider. Yaşa uygun düzeyde performans gösterilmeyen çizimler bir gelişim geriliği olabileceği yönünde mesaj verir.<span id="more-12"></span><br />
1. Resimle Anlatım: Çocuğun çizgileri onun kızgın yada saldırgan olup olmadığını, renkler ise mutluluk düzeyi hakkında mesaj vericidir.<br />
2. Yansıtma: Resim çocuğun kişiliğinin aynasıdır. Resimler çocuğun dünyasının kağıda yansımasıdır.<br />
3. Bilgi verici: Nesneler, insanlar yaşadığı ortamdan seçilir. Şimdiki  ilgiler, değerleri, üzüntüleri, ilişkileri eğilimleri hakkında bilgi değeri taşır.<br />
4. İletişim: Çocukların resimleri çevreyle olan ilişkilerini yansıtırken ilişki kurmalarını da kolaylaştırır.<br />
5. Üretkenlik: Üretkenliğin temeli ilk çocukluk dönemine dayanır. Çocuğun bedenini keşfetmesiyle başlar, sonra karalamalar ve kelimelerle beslenir.</p>
<p><strong>Projektif amaçla resmin kullanımı </strong><br />
1. Kişilik Ölçütü: Karen Machover testi<br />
2. Başkalarıyla olan ilişkileri Anlamak: Grup resimlerinden özellikle çocuğun grup içinde kendini algılama ve diğer bireyleri algılama şeklini anlamak için yararlanılabilir. (Bir aile çiz testi)<br />
3. Grup Değerlerinin Ölçümü: Grup değer yargılarını anlamak için kullanılabilir.<br />
4. Tutumları Anlamak: Kişilere karşı tutumları hakkında bilgi almak.<br />
Gelişim düzeylerinin değerlendirilmesi</p>
<p><strong>Çocuk resminin gelişim aşamaları: </strong>Çizim, mekan kullanımı ve renk seçimi açısından değerlendirme yapılır.<br />
Karalama Dönemi (1;6 &#8211; 4 yaş): İlk dönemlerde kağıt üzerine gelişli güzel bir takım çizgi ve karalamalar çizilir. Zaman içinde karalamalar daha hedefli ve organize olmaya başlar.<br />
a) Kontrollü karalamalar: 2 yaş düzeyinde gözlenir. El-göz koordinasyonunun gelişmesi ile daha belirginleşir.<br />
b) İsimlendirilen karalamalar: Anlamsız karalamalar isimlendirilmeye başlanır. 2-3 yaşlarında karalamalara isim verilmeye başlanır. Şekiller bir birinin aynı olsa da çocuk tarafından farkı isimlendirilir. 3 yaş dolaylarında baştan bacaklı basit insan resimleri çizilmeye başlanır. Renkler bilinçsizce seçilir ve kağıt gelişli güzel kullanılır.<br />
Şematik Öncesi Dönem (4-7 yaş): 5-6 yaşlarında çocuk kendi duygu ve düşüncelerini anlamaya başlar. Anlaşılan bu düşünce ve duygular resme yansımaya başlar. En sevdiği konu insan figürüdür. Yakın çevrede kullanılan ve görülen nesnelerde resme girmeye başlar.<br />
Çocuklar özellikle kişilik ve gelişim özelliklerini gösteren resimleri anlatma ve gösterme eğilimi içindedirler.<br />
Mekan Özelikleri: Resimler bir sıra izlemeksizin  kağıdın üzerinde gelişli güzel yer alır. Çocuk ana renkleri tanımaya başlamıştır. Bilinçli renk seçimleri başlar ancak gerçeğe uygun boya kullanılmayabilir.<br />
Şematik Dönem (7-9 yaş): Kavram biçimleri kesinlik kazanmaya başlar. Çizgiler nesneleri sembolize etmek için çizilir. Röntgen resim özellikleri görülür. Objeler gerçek büyüklüğünden çok, çocuk için anlam derecesine göre çizilir. Çocuk kağıdı üç bölümde kullanır. Yer hava gök. Resmi sıralar halinde yapar. Renk seçimleri gerçeğe uygun yapılır.<br />
Gerçekçi Resim (9-12 yaş): Bu dönemde çocuk, gerçeği resmetmeye başlar. Resimde gölge ışık görülmez. Resimde bütünden çok detaylar üzerinde durulur. Fantezi resimlerine rastlanır.<br />
9 yaşından itibaren, resimde nesnelerin önde arkada oluşuna dikkat edilir. Resimlerde bir kompozisyon vardır. Renkler gerçeğe uygun seçilir. Ancak ışık, gölge oyunları görülmez. Yakınlık, uzaklık hataları görülmez.<br />
Görünürde Doğalcılık Dönem ( 12-14 yaş): Çocuk bu dönemde gördüğü objelerin orantılarını, boyutlarını, derinliklerini çizgilerine yansıtır. Renk en iyi şekilde kullanılmaya başlanır. Resim yapma isteği gittikçe kaybolur.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/12/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/12/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=12&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocugu-tanirken-resim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Babalar sınırları koyar, annelerse hatırlatır</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/babalar-sinirlari-koyar-annelerse-hatirlatir/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/babalar-sinirlari-koyar-annelerse-hatirlatir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam ve Annem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/babalar-sinirlari-koyar-annelerse-hatirlatir/</guid>
		<description><![CDATA[Babalar sınırları koyar, annelerse hatırlatır Çoğu zaman şahit olmuşuzdur; çocukları olan ailelerle bir arada olduğumuzda, çocuklar karşılıklı konuşmaya izin vermezler, sürekli araya girerler, masadaki yiyecekleri saldırırcasına alırlar, masanın düzenini bozarlar, masanın üzerine çıkarlar. Anne ya da babaları ise �Bu çocukla ne yapacağımı bilemiyorum. Bütün gün bağırmam gerekiyor ama bu da bir işe yaramıyor. Ne isterse [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=11&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entry">
<p class="snap_preview">
<p class="devammanset" align="center"> <font color="#333399">Babalar sınırları koyar, annelerse hatırlatır</font><br />
Çoğu zaman şahit olmuşuzdur; çocukları olan ailelerle bir arada olduğumuzda, çocuklar karşılıklı konuşmaya izin vermezler, sürekli araya girerler, masadaki yiyecekleri saldırırcasına alırlar, masanın düzenini bozarlar, masanın üzerine çıkarlar. Anne ya da babaları ise �Bu çocukla ne yapacağımı bilemiyorum. Bütün gün bağırmam gerekiyor ama bu da bir işe yaramıyor. Ne isterse onu yapıyor� şeklinde yakınırlar. Günlük hayatta tabiî olarak yaşanan bu sahne, göründüğünden daha öğreticidir; çocuğun bu tavrı, ailenin otorite karşısındaki güçsüzlüğünün bir delilidir.<span id="more-11"></span><span></span></p>
<p>Bu güçsüzlüğün bir sebebi, anne ya da babanın kendi kişisel hayat hikâyesinde yatmaktadır. Muhtemeldir ki; ebeveynler kendilerinde sınır koyma hakkı görmemekte, ebeveynlik rolünde kendilerini �meşru� hissetmemektedirler. Ayrıca kendi ebeveynleri de geçmişte �ebeveynlik kapasitelerine� güven duymalarını sağlayacak tarzda davranmamışlardır.</p>
<p>�Ebeveynlik rolünde kendini iyi hissetmek� için çocukluğumuzda otoriteyle çok fazla problem yaşamamış olmamız önemlidir. Eğer gevşek eğitim vermiş bir aileden geliyorsak, sahip olamadığımız sınırları ya da kesinliği çocuklarımıza aktarmamız zordur. Tam tersine, çok baskıcı bir eğitim söz konusuysa, maruz kaldıklarımızı çocuklarımıza yaşatma korkusu da sınır koymamızı engeller. Çoğu zaman bilinçaltında olan bu korku, birçok problemin temelini oluşturur. Eğer yetişkin, çocukların karşı koymalarına sınırlar koymada yetersiz kalıyorsa, onları uyarmıyorsa, çocuklar bu karşı koymaların onaylandığını hatta hoşlanıldığını düşünerek tutumlarını pekiştirirler. Yetişkinin koyduğu sınır ya da kurallara inanmadığı ya da kendisini suçlu hissettiği durumlarda da sonuç aynıdır.</p>
<p>Bu kişisel engeller, sınır koyma konusunda zorlanmamızın tek sebebi değildir. Çocuklara sınır koyarken, bu sınırların neye yaradığını da bilmemiz gerekir. Maalesef günümüzde çocuk eğitiminde sınırların çoğu zaman ihmâl edildiğine şahit oluyoruz. Bu açıdan aileler bu sınır ve kuralları kendileri için, kendi rahatları için koyduklarını düşünüyorlar. Çocuklarına şiddet uyguluyormuş gibi hissetme, özgürlüğünü kısıtlama, kişiliğini baltalama korkuları da cabası.</p>
<p>Halbuki tam tersine sınırlar, çocuğun gelişimi için son derece önemli ve gereklidir. Sınır konmayan bir çocuk özgür değildir. Çünkü güdülerinin esiri olmuştur. Mutlu bir çocuk değildir. Çünkü endişelidir.</p>
<p>Çocuk tabiatı gereği �hemen�, �şimdi� memnuniyeti hedefler.</p>
<p>Bir şey mi istiyor? Hemen onu alır. Memnun değil mi? Vurur ya da kırar. Bu kısa vadede hoşlanılan bir durum olabilir, ancak uzun vadede bedeli ağır olur. Sınır konmayan çocuk, kendi kendini kontrol etmeyi öğrenemez, isteklerinin hemen gerçekleşmesi ön plândadır, endişelidir, �düşünmek� ve �yapmak� zihninde bütünleşmiş iki eylemdir. Bu da onda suçluluk duyguları oluşturur: �ya kardeşimin ölümünü istersem ve onu öldürürsem (çünkü şimdiye kadar bana hiçbir şey yasaklanmadı)!�.</p>
<p>Gevşek bir yetişkin, çocuk için rahatlatıcı bir yetişkin değildir. Çocuklar pek bilincinde olmasalar da sınır ya da kural konmasını isterler. Zaten yetişkinleri, onların dayanma sınırlarını zorlayarak sınır koymaya doğru iterler. Bu tutum, sınır talep etmenin bir yoludur. Eğer gerçekleşmezse kendileri bir çare bulurlar ve genellikle �bedenlerini� kullanarak bunu yaparlar: düşerler, yaralanırlar vs. Böylece kendi kendilerine sınır koymuş olurlar.</p>
<p>Çocuklarımızdan ne isteme hakkına sahibiz?</p>
<p><strong>Gerekli sınırlar çocuklara şunları öğretmelidir:</strong></p>
<p>Kim olduğunu bilmek: O, bir �hayvan� değil bir insandır. Dolayısıyla tırmalayarak, ısırarak vs. davranamaz. İnsanlar konuşurlar, anaokulunda olsalar bile.</p>
<p>Yerinin ne olduğunu bilmek: O, anne ve babasının çocuğudur, bir yetişkin değil. Aile hayatını kendi istediği gibi yönetemez, anne ve babasıyla arkadaşlarıyla konuştuğu gibi konuşamaz. Çocuk, anne ya da babasıyla evlenemeyeceğini, onların kendisi doğmadan önce de �çift� olduğunu, zaten bu sayede kendisinin dünyaya geldiğini anlamalıdır. Böylece çocuk, anne ve babasına, onların özel �an� ve �mekân� larına saygı duymayı öğrenir. Onların yatak odalarına kapıyı vurmadan girmez, onlarla birlikte yatmaz.</p>
<p>İçinde yaşadığı toplumun kurallarını anlamak: Her istenilen yapılamaz. Her şeye hakkımız yoktur. Her istediğimizi anında elde edemeyiz. Bunları öğrenen çocuk, markette her istediğinin alınması için kendini yerden yere atmaz. Ve bir şey elde etmek, amaca ulaşmak için her zaman ödenecek bir bedel vardır. Bol antrenman yapmadan iyi bir yüzücü olunmaz. Çalışmadan okulda iyi notlar alınmaz.</p>
<p>Ve en önemlisi çocuk, sınır ve kuralların sırf kendisini sıkmak, rahatsız etmek için yetişkinler tarafından icat edilmediğini anlamalıdır. Yetişkinler, kendileri de bu sınır ve kurallara uymaktadır. Çünkü hayat böyledir. Sistem böyle işler.</p>
<p><strong>Sınırları kim koyacak?</strong></p>
<p>Şöyle diyebiliriz: Kuralları ve sınırları babalar koyar; anneler bu sınırları hatırlatır. Çocuğa, babası yanında değilken de bu sınır ve kurallara uyması gerektiği, onun eğitimi ile ilgili her şeyde babanın söz sahibi olduğu anlatılmalıdır. Niçin? Çünkü bir ailede çocuklara sınır ve kurallar koymanın amacı, onların sosyal hayatta var olan kuralları, yasaları anlamasını ve bunlara uymasını öğretmektir.</p>
<p><font size="2"> Tuğba VERGİLİ</font></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/11/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/11/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=11&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/babalar-sinirlari-koyar-annelerse-hatirlatir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımıza nasıl davranalım</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-nasil-davranalim/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-nasil-davranalim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-nasil-davranalim/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarımıza nasıl davranalım Çocuklarınıza büyük insanlar gibi davranır ve onların söz ve davranışlarına önem verirseniz, kişilik gelişimlerine de katkıda bulunmuş olursunuz. Sen küçüksün demeyin Çocuklara sen küçüksün demeden sözlerini tartışmak ve anne babalarını eleştirmelerine izin verilmesi kendilerini ifade etmelerinde büyük yarar sağlar. Böylece özgüvenleri artar. Çocuklarda büyükler gibi kendilerini ifade etmek isterler. İletişim iki yönlü [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=10&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entry">
<p class="snap_preview"><strong>             Çocuklarımıza nasıl davranalım            </strong></p>
<p>Çocuklarınıza büyük insanlar gibi davranır ve onların söz ve davranışlarına önem verirseniz, kişilik gelişimlerine de katkıda bulunmuş olursunuz.</p>
<p><strong>Sen küçüksün demeyin</strong><br />
Çocuklara sen küçüksün demeden sözlerini tartışmak ve anne babalarını eleştirmelerine izin verilmesi kendilerini ifade etmelerinde büyük yarar sağlar. Böylece özgüvenleri artar.<span id="more-10"></span><br />
Çocuklarda büyükler gibi kendilerini ifade etmek isterler. İletişim iki yönlü çalıştığı zaman amacına varmakta ve insanların birbirlerini anlamalarına ve anlatabilmelerine yardımcı olmaktadır. Çocuklarımızın da bizimle ilgili düşünce ve davranışlarına önem verdiğimiz oranda, onları anlayabilecek ve kendi düşüncelerimizi onlara anlatabileceğiz. Bunu yapmadan, tek yönlü olarak düşüncelerimizi onlara empoze etmeye çalıştığımızda, dirençle karşılaşmamız olağandır.<br />
Çocukların 2 yaşından sonra kendilerine ait kişilik yapıları gelişmeye başlar ve bu hayat boyu devam eder. Kişilik yapısı oluşan bir çocuğun kendisine göre fikir ve düşünceleri vardır. Bu düşüncelerini bizim düşüncelerimizle karşılaştırılıp en iyiyi bulmaya çalışırlar. Onları dinlemek ve doğru bulduğumuz konuları niçin doğru bulduğumuzu, kendilerine katılmadığımız konularda ise bunu gerekçeleri ile onlara açıklamamız, onların düşüncelerinin sağlıklı yönde gelişmesine, doğru ile yanlışı ayırt edebilmelerine yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Eleştiren çocuk sağlıklı yetişir </strong><br />
Bu konuda anne babalara büyük görevler düşüyor. Örnek vermek gerekirse sigara içen bir aile, çocuklarının sigara içmelerini tenkit etmesi durumunda, sen küçüksün karışma, demek bizim diğer konularda ona sağlıklı bilgiler aktarmamızı engelleyecek ve güvenilirliğimizi engelleyecektir.<br />
Böyle davranmak yerine haklı olduğunu ve bizimde sigara içmememiz gerektiğini söylemenin daha sağlıklı olacağını, bu yüzden anne babaların çocuklarının kendilerini eleştirmesine izin vermeleri ve bu eleştirilerini onlarla tartışarak bir sonuca varmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Çocuklarınızdan bir şey isterken</strong><br />
Çoğu zaman annelerden hep aynı şikâyetleri duyarız “Kendi başına ders çalışmıyor, hep yanında birini istiyor!” ya da “Ben söylemeden ödevinin başına oturmuyor, zamanında yapmıyor ödevlerini!”. Bu durum her türlü isteklerimiz için geçerlidir. Öncelikle alışkanlıklar kazandırmamız gerekiyor çocuklarımıza.<br />
Mesela ders çalışma alışkanlığı. Öncelikle onlara ev ödevlerinin neden verildiğini ve ne yararları olduğunu iyice anlatmalıyız. Eğer çocuk ev ödevinin önemini ve ona katacaklarını bilmiyorsa muhtemelen ev ödevine bir yük olarak bakacaktır.</p>
<p><strong>Şimdi ne yapmamız gerekiyor?</strong><br />
Öncelikle evde yeni bir düzen oluşturulması gerek. Okuldan gelen çocuğun karşılanması, doyurulması onunla günlük sohbetin yapılması için evde bir yetişkinin bulunması organize edilmelidir. Ayrıca ders çalışma zamanlarının belirlenmesi (çocuğun ihtiyaçları ve istekleri de göz önünde bulundurularak), mekânın çalışmaya uygun hale getirilmiş olması çok önemli. Ders çalışılacak mekânın bol ışıklı, sakin ve ihtiyaç duyulacak malzemelerin yakınında olması, dikkat çekecek objelerin etrafta bulunmaması, gürültü yapan bir kardeş varsa onun başka bir odada bulunması sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Örnek olun</strong><br />
Kâğıtlar, kitaplar, kalemler, silgiler, yapıştırıcı, zımba, kalem traş, makas gibi malzeme ve yardımcı malzemeler çalışma masasının yakınında bulundurulmalıdır.<br />
Ebeveynlerin tutumu da çok önemli… Siz ona iyi bir model olursanız ders çalışma kısmında da sizi kopyalayacaktır. Anne babasını çalışırken, okurken ya da yazarken gören bir çocuğun çalışma olasılığı daha fazladır. Ders çalışmak için oturulduğu zaman çocukla beraber olan yetişkin de bu tarz bir işle meşgul olursa ona iyi bir model oluşturur.</p>
<p><strong>Ödevlerini bırakın kendisi yapsın</strong><br />
En çok yapılan hatalardan biri de çocuğun ödevini kontrol etmek yerine onun yerine yapmaktır. Sizden istenilen aslında ödevleri düzenli olarak kontrol etmeniz ve ona danışmanlık sağlamanız.</p>
<p><strong>Önce çocuğu tanımak</strong><br />
Çocuğunuz için danışmanlık yapabilmeniz için önce onu tanımanız gerekiyor. Hangi modelle daha iyi öğreniyor? Tek başına mı yoksa birisi ile birlikte mi daha iyi çalışabiliyor?<br />
Ödev yapma zamanının iyi organize edilmesini sağlayın. Sınıflara ve çocuğun ilgisine göre değişecek olan bu zaman diliminde gerekiyorsa ara vermekten kaçınmayın.<br />
Ödevin iyi not almasına katkı sağlamasının yanı sıra yeni şeyler öğrenmesine yardımcı olacağını hatırlatmalı ve onu motive etmeliyiz.<br />
Okul-veli ilişkisinin iyi şekilde yürütülmesi ve ders çalışma şeklinde öğretmeninde alacağınız tavsiyeler size destek olacaktır.</p>
<p><strong>Mutluluğun formülü çok açık</strong><br />
1- Asla demeyiniz, “asla asla” demeyiniz<br />
2- ”ama” ve ”fakat” demeyiniz!<br />
3- ”fark etmez” derseniz yalan söylemiş olursunuz, her şey fark eder.<br />
4- Hiç bir cümlenizin fiili ” mış, miş ”,”lar, ler ”, ”mişler, mışlar”veya ”larmış, lermiş” le bitmesin. Bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz, başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.<br />
5- Başkasının yerine düşünmeyin !!<br />
6- Başkasının yerine karar vermeyin !!<br />
7- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin, sadece verirseniz, vermeyi bilmediğinizden o hiç bir yere gitmez. Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez. Her şeyin dengesi vardır.<br />
8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım, başaracağım gibi) ama bu Pollyanna’cılık olmasın<br />
9- Asla vazgeçmeyin<br />
10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarak faydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin!<br />
11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın, yaşanmışlardan faydalanın (ateşin el yaktığını öğrenmek için elinizi ateşe sokmaya gerek yok, etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)<br />
12- Kendinize ve etrafınızdakilere &#8211; insanlara güvenin onları sevin!<br />
13- Genelleme yapmayınız! (bütün erkekler veya kadınlar gibi)<br />
14- Siz hissettiğinizi yaşayın, varsın dünya beğenmesin siz beğeniyorsanız yeterlidir.<br />
15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir anda yılları yaşayabilmektir.<br />
16- Ve karar verin, şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun !!<br />
Çok mu zor bunları uygulamak,bakın bunları yazın ve uygulayın hayatınızın hemen değiştiğini göreceksiniz.<br />
Karpal tünel sendromu<br />
Karpal tünel sendromu, ‘median’ adı verilen sinirin; bilekte, ön koldan ele doğru geçtiği ‘karpal tünel’ adlı dar geçit içinde yaralanmasından kaynaklanıyor.<br />
Tedavi edilmezse belirtiler elde, zamanla dirsek ve omuza da yayılan ısrarcı ağrılar şekline dönüşüyor.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/10/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/10/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=10&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/cocuklarimiza-nasil-davranalim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Duvar yazısı</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/duvar-yazisi/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/duvar-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:33:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/duvar-yazisi/</guid>
		<description><![CDATA[Burada yasak koymak, yasaktır!             * * * Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı…             * * * Eskiden çok kibirliydim, ama şimdi tamamen kusursuzum.             * * * Birine akıl verirken geri kalanın size yetip yetmeyeceğini bir düşünün.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=9&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">Burada yasak koymak, yasaktır!</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           </font><font color="#111111">            </font>                           <font color="#0075ea">* * *</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı…</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           </font><font color="#111111">            </font>                           <font color="#0075ea">* * *</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           Eskiden çok kibirliydim, ama şimdi tamamen kusursuzum.</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           </font><font color="#111111">            </font>                           <font color="#0075ea">* * *</font></font><br />
<font face="Trebuchet MS" size="2"><font color="#000000">                           Birine akıl verirken geri kalanın size yetip                            yetmeyeceğini bir düşünün.</font></font></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/9/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/9/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/9/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/9/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=9&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/duvar-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Baba bu ne?</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/baba-bu-ne/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/baba-bu-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:31:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Babam ve Annem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/baba-bu-ne/</guid>
		<description><![CDATA[Baba Bu Ne? Beş yaşındaki bir kız çocuğunu elinden tutmuş bir baba, sabah erken saatlerde bir pizzacının önünden geçiyorlar. Pizzacının önünde, moto-servis için hazır bekleyen sıra sıra motosikletler var. Arkalık yerlerinde de pizzacının logosunu taşıyan renkli, çekici tasarımlı pizza kutuları. Kız çocuk bu yan yana duran icili bicili şeyleri görüp babasına soruyor. ·                    Baba bunlar [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=8&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="#9600e1" face="Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><strong><font size="2">Baba Bu Ne?</font></strong></font>   <font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><img src="http://www.bebekkokusu.com/news/articlefiles/880-22273045.jpg" align="right" border="1" />  </font><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Beş yaşındaki bir kız çocuğunu elinden tutmuş bir baba, sabah erken saatlerde bir pizzacının önünden geçiyorlar. Pizzacının önünde, moto-servis için hazır bekleyen sıra sıra motosikletler var. Arkalık yerlerinde de pizzacının logosunu taşıyan renkli, çekici tasarımlı pizza kutuları. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Kız çocuk bu yan yana duran icili bicili şeyleri görüp babasına soruyor. </font></font></span></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Baba bunlar ne? </span></font></font></font></font></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Motosiklet kızım? </span></font></font></font></font></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Kız tekrar soruyor: </font></font></span></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Baba bunlar ne? </span></font></font></font></font></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Motosiklet dedik ya kızım! </span></font></font></font></font></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Kız hiç duymamışçasına tekrar soruyor: </font></font></span></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Baba bunlar ne? </span></font></font></font></font></p>
<p><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font face="Arial"><font size="2"><font color="#333333"><span><span>·<span>                    </span></span></span><span>Ee motosiklet dedik ya kızım! </span></font></font></font></font></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Kız bir daha sormuyor. Baba ise kızının sorusuna yanıt verdiğini düşünerek muhtemelen mutlu oluyor, hatta çevresindeki dostlarına öğüt de veriyor: “<em>çocuğun sorularına mutlaka cevap vereceksin, sıkılmayacaksın; kaç defa sorarsa sorsun sabırla tekrarlayacaksın, ben şahsen öyle yapıyorum</em>!”</font></font></span><span id="more-8"></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Bu, hayali değil gerçek bir gözlemdir. Ama o denli sık meydana gelmektedir ki belki de kimsenin dikkatini çekmiyor. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Gerçekte olan ise şudur: olaydaki kız çocuk, muhtemelen ilk defa gördüğü pizzacı motorlarını -ki daha önce başka motosikletler görmüş, ama pizzacınınki gibi renkli taşıma kutusu olanları ilk defa görmekte de olabilir- ve o farkların nedenlerini sormaktadır. Buna karşı baba -gönül huzuru içinde-, okullarda yıllarca yapılana benzer şekilde o şeyin “adını” söylemektedir. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">“<em>İki dik kenarı birleştiren kenara hipotenüs denir</em>” tanımlamasını ezber yoluyla belleyen çocuklarımızdan, “<em>öğretmenim hipotenüs nedir</em>?” diye soran öğrenci ya da bu soru sorulmadan açıklayan öğretmen olmuş mudur bilinmez, ama kesin olan, toplumumuzun aile, okul ve sosyal çevre tarafından oluşturulan “eğitim kültürü” büyük ölçüde ad belletmeye (hem de ezber, yani kuşkusuzluk yoluyla) dayalıdır. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2"><img src="http://www.bebekkokusu.com/news/articlefiles/880-22273890.jpg" align="left" border="1" />Hipotenüs’ün eski Yunanca’dan geldiğini, <em>iki şey arasına gerilmiş</em> demek olduğunu, hatta <em>tetanos</em> ve <em>hipotenüs</em>‘ün köklerinin (<em>teinein</em>) aynı olduklarını öğrenen bir çocuğun üçgenleri ve onun yaşam içindeki somut karşılıklarını daha iyi öğrenip uygulayacağından; ve böylece, bilimi çok sayıda adı ezbere bellemişlerin tekelinden kurtararak yaşamına rehber yapacağından kuşku yoktur. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2">Bilim ve teknolojide gelişmeler hızlandıkça, kavramlara ve ürünlere verilen adlar da doğal olarak çoğalmaktadır. Bu kavramların içeriğini merak etmeden yalnızca onların adlarını bellemeyi bilgi sayan bir yaklaşım, ağzı kalabalık ama deyip yazdığının anlamını bilmeyen bir seçkin kesim yaratmaktadır. Motosiklet’in adını söyleyip kızına belletmeye çalışan baba ve benzer işleri eğitim kurumlarında yapanlar, bu cahil seçkinlerin birer örneğidirler. </font></font></span></p>
<p><span><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"><font color="#333333" face="Arial" size="2"><strong>M.Tınaz Titiz</strong></font></font></span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/8/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/8/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/8/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/8/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=8&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/baba-bu-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.bebekkokusu.com/news/articlefiles/880-22273045.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.bebekkokusu.com/news/articlefiles/880-22273890.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Biz neyi öğrenmek isteriz ?</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/biz-neyi-ogrenmek-isteriz/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/biz-neyi-ogrenmek-isteriz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:31:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/biz-neyi-ogrenmek-isteriz/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklara Neyi Öğretmelisiniz ? - Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır.Çocukların nasihattan çok iyi örneklere ihtiyacı vardır. Çocuğunu iyi eğiten kimse, düşmanının bel kemiğini kırar.Çocuğun ortaya koyacağı şahsiyet; fıtrî değil kesbiîdir, terbiyedir. Sevgili anne ve babalar, Çocuğunuzu… -Hoşgörüyle yetiştirirseniz, Sabırlı olmayı öğrenir. - Destekleyip yüreklendirirseniz, Kendine güven duymayı öğrenir. - Yaptığı güzel [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=7&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="entry">
<p class="snap_preview"><strong><span style="color:green;"> Çocuklara Neyi Öğretmelisiniz ?</span></strong></p>
<p><strong>- Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır.Çocukların nasihattan çok iyi örneklere ihtiyacı vardır. Çocuğunu iyi eğiten kimse, düşmanının bel kemiğini kırar.Çocuğun ortaya koyacağı şahsiyet; fıtrî değil kesbiîdir, terbiyedir.</strong></p>
<p><strong>Sevgili anne ve babalar, Çocuğunuzu…</strong><span id="more-7"></span></p>
<p><strong>-Hoşgörüyle yetiştirirseniz, Sabırlı olmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Destekleyip yüreklendirirseniz, Kendine güven duymayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Yaptığı güzel şeyleri över ve beğenirseniz, Takdir etmeyi öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Hakkına saygı gösterirseniz, Adil olmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Güven ortamı içinde yetiştirirseniz, İnançlı olmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Kabul ve onay gösterirseniz, Kendini ve başkalarını sevmeyi öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Aile ortamı içinde dostluk ve arkadaşlık gösterirseniz, Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Sevgi içinde büyütürseniz, Güvenmeyi öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Sürekli eleştirirseniz, Kınama ve ayıplamayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Kin ortamında büyütürseniz, Kavga etmeyi öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Alay edip aşağılarsanız, Sıkılıp utanmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Devamlı utanç duygusuyla eğitirseniz, Kendini suçlamayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Devamlı gülünç duruma düşürürseniz, Çekingen olmayı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Kendisine inanmazsanız, Dolandırıcılığı öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Aşırı hoşgörülü olursanız, Bencilliği öğrenir.</strong></p>
<p><strong>- Her zaman tenkit ederseniz, Kendini kabahatli bulmayı öğrenir</strong></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/7/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/7/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/7/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=7&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/biz-neyi-ogrenmek-isteriz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>24 Saatimiz</title>
		<link>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/24-saatimiz/</link>
		<comments>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/24-saatimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 10:27:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>istanbulcocugu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/24-saatimiz/</guid>
		<description><![CDATA[Sabah Uyandığında Kuran ahlakına uygun bir şekilde yaşayan Müslümanlar ile Allah’ı inkar edenler arasındaki temel farklardan biri, Allah’ın iman ederek Kendisinden korkup sakınan ve vicdanlarını kullananlara verdiği akıldır. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kuran’a Göre Gerçek Akıl) Sahip oldukları akıl sayesinde iman edenler, inkar edenlerin ya da gerçekleri kavrayamayan gaflet içindeki insanların anlamsız veya [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=6&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://c/DOCUME%7E1/SANTAN%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-2.jpg" /><img src="http://img80.imageshack.us/img80/4751/dinimiziogrenelimicinderr6.gif" /></p>
<p align="left"><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000" size="3">Sabah          Uyandığında</font></strong></font></p>
<p align="left"><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kuran ahlakına uygun bir şekilde yaşayan Müslümanlar ile Allah’ı inkar edenler arasındaki temel farklardan biri, Allah’ın iman ederek Kendisinden korkup sakınan ve vicdanlarını kullananlara verdiği akıldır. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Kuran’a Göre Gerçek Akıl) Sahip oldukları akıl sayesinde iman edenler, inkar edenlerin ya da gerçekleri kavrayamayan gaflet içindeki insanların anlamsız veya tesadüf olarak değerlendirdikleri olayların ardındaki hikmetleri hemen fark ederler.</font><span id="more-6"></span></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Mümin sabah uyandığı ilk andan itibaren gün içinde karşılaştığı ve yaşadığı her olayda Allah’ın Kuran’da bildirdiği ifadeyle “ayetler” olduğunu bilir. “Ayetler”, Kuran’da Allah’ın varlığının, birliğinin ve sıfatlarının kesin delilleri olan olaylar ve varlıklar anlamında kullanılır. Bu ifadeye benzer bir anlam taşıyan diğer bir kavram ise, “iman hakikatleri”dir. İman hakikatleri de, “imana götüren, imana vesile olan ve aynı zamanda imanın artmasını, gelişmesini ve pekişmesini sağlayan gerçekler” olarak tanımlanabilir. Ancak bu ayetleri ya da iman hakikatlerini fark edebilmek yalnızca samimi bir şekilde Allah’a yönelen insanlara ait bir özelliktir. Al-i İmran Suresi’nin 190. ayeti buna bir örnek olarak verilebilir: <em>“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.” (Al-i İmran Suresi, 190)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">İman sahibi ve Kuran ahlakını benimsemiş kimseler için her yeni gün Allah’ın varlığının delilleri ile, iman hakikatleri ile doludur. Örneğin gözlerini açarak güne başlamak, Allah’ın insanlara sunduğu nimetlerden ve üzerinde düşünülmesi gereken iman hakikatlerinden biridir. Öyle ki, insan tüm gece boyunca şuursuz bir şekilde uyur. Uykuda geçen uzun saatlere dair hatırlanabilen tek şey 3-5 saniyelik belli belirsiz rüyalardır. İnsan bu süre içinde dünya ile hiçbir bağlantısı olmadan yatar. Bedeni ve ruhu birbirinden ayrılmıştır ve uyuduğunu sandığı bu süre boyunca aslında bir nevi ölüdür. Nitekim insanların uykuda canlarının alındığını Allah Kuran’da şöyle haber verir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar). Böylece, kendisi hakkında ölüm </em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir… (Zümer Suresi, 42)</em></font></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün ‘güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı’ bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O’dur… (Enam Suresi, 60)</font></em></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="149">
<tr>
<td height="177"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma2copy.jpg" height="300" width="147" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Rabbimiz yukarıdaki ayetlerde insanların uykuda canlarını aldığını, ancak daha sonra zamanı belirlenmiş ölüm vakitleri gelinceye kadar tekrar geri verdiğini bildirmektedir. Uyku süresi boyunca insan, bilincini ve dışarıyı algılama yeteneklerini kısmen yitirir. “Ölüm benzeri” olarak belirtilen uykudan şuurlu ve bir gün önceki haline kavuşmuş bir şekilde uyanmak, kusursuz bir şekilde görebilmek, duymak ve hissetmek, üzerinde düşünülmesi gereken mucizevi olaylardır. Gece uyumak için yatağına yatan insan bu eşsiz nimetlerin sabah kendisine yeniden verileceğinden emin olamaz. Ayrıca insan herhangi bir felaketle karşılaşmadan veya sağlık sorunu olmaksızın uyanacağından da asla emin olamaz. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Güne yeni başlayan mümin, bu gerçekleri düşünür; Allah’ın kendi üzerindeki geniş rahmeti ve koruması için O’na şükreder; önündeki yeni günü, Allah’ın hoşnutluğunu ve cenneti kazanmak için Allah’ın kendisine verdiği bir fırsat olarak değerlendirir. Sabah gözünü açtığı anda hemen Allah’a yönelerek samimi bir dua ile güne başlar. Gün içinde Allah’ın daima kendisini izlediği bilinci ile hareket eder. O’nun rızasını kazanmaya, emir ve tavsiyelerini yerine getirmeye titizlik gösterir. Allah ile yakın bir bağlantı kurarak samimi bir dua ile güne başlar. Böylece gün içinde Allah’ın rızasını unutması ya da sınırlarını göz ardı etmesi ihtimali azalır; gün boyunca Allah’ın kendisini dünyada imtihan ettiğinin farkında olarak hareket eder. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Samimi bir şekilde Allah’a yönelmiş bir insanın, kendisine sunulan nimetler üzerinde dikkatle düşünmesi, ona bu nimetleri Allah’ın dışında hiç kimsenin vermeye güç yetiremeyeceğini de görmesine yardımcı olur. İnsanların bu konu üzerinde düşünmeleri gerektiğini Rabbimiz bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:</font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="352">
<tr>
<td height="177"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma2A.jpg" height="250" width="350" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>De ki: “Düşündünüz mü hiç; eğer Allah sizin işitmenizi ve görmenizi alıverir ve kalplerinizi mühürlerse, onları size Allah’tan başka getirebilecek ilah kimdir?”… (Enam Suresi, 46)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Şüphesiz, uykuyu dinlenme zamanı kılan ve sabah vakti insana sahip olduğu nimetleri yeniden bağışlayan, sonsuz bir güç ve ilim sahibi olan Allah’tır. Bu gerçeği kavrayanlar, güne başladıkları ilk andan itibaren Allah’ın yakınlığını hisseder ve bu benzersiz nimetlere sahip olmanın sevincini yaşarlar. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah’ın dininden uzak yaşayan ve söz konusu gerçeği düşünmeyen insanlar ise, sahip oldukları nimetlerin hiçbir zaman tam olarak farkına varamaz ve müminlerin yaşadığı bu sevinci yaşayamazlar. Genelde sabahın ilk saatlerinde sıcak bir yataktan kalkmanın zorluğunu, sıkıntısını ya da yeni başlayan güne ayak uydurmanın telaşını hissederler. Bazıları, her sabah yapmak zorunda oldukları işlerden dolayı bezgin ve sıkıntılıdır. Yataktan kalkmak istemez, bir dakika daha fazla uyumakla yataktan kalkmak arasında mücadele ederler. Uyandığında sinirli, gergin, asık yüzlü olmak bu gibi insanlarda çok sık rastlanan bir ahlak bozukluğudur. </font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="220">
<tr>
<td height="177"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma3A.jpg" height="350" width="218" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Nimetlerin sevincini yaşamayan inkarcılar, sabah uyandıkları andan itibaren her gün aynı şeyleri yapmanın monotonluğana bir kez daha dönerler. Yaşayacakları günün belki de Allah’ın kendilerine verdiği son bir fırsat olduğunun farkında olmayan diğer bir kısım insan ise, sadece daha fazla para kazanmak, daha iyi yaşamak, yalnızca insanlar tarafından ilgi görmek ya da beğenilmek arzusu ile güne tutkulu ve hırslı bir şekilde başlar, acele ile hazırlanırlar. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah’ın Kuran’da bildirdiği gerçekleri göz ardı eden insanlar güne farklı şekillerde başlayabilirler. Ancak hepsinin davranışlarında ortak bir akılsızlık vardır: Allah’ın kendilerini yarattığını, O’na kulluk etmek ve O’nun rızasını kazanmakla sorumlu olduklarını ve önlerindeki günün bunun için yeni bir fırsat olduğunu düşünmemek. Allah onların bu durumunu, “İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar” (Enbiya Suresi, 1) ayetiyle haber vermektedir.</font></p>
<p align="left"><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Büyük bir gaflet içinde yaşayan bu insanların çok önemli bir hata yaptıkları açıktır. Unutmamak gerekir ki, her sabah, insanın dünya hayatında kendisi için belirlenmiş son gününün başlangıcı olabilir. İşe veya okula giderken yaşanan bir trafik kazası, “beklenmedik” bir kalp krizi veya başka sayısız nedenden ötürü ölüm her an kendisini yakalayabilir. O halde, yukarıda da belirttiğimiz gibi insanın yapması gereken, önündeki günü Allah’ı razı edecek biçimde geçirmek için neler yapabileceğini düşünmek olmalıdır.</font></p>
<p align="center"><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" height="100" width="77" /></font><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" height="100" width="77" /></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#ff0000"><strong><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" height="100" width="77" /></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></strong></font></p>
<p><font color="#ff0000" face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font size="3">Temizlik          Yaparken</font><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000" size="3"><a name="2"></a></font></strong></font></strong></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/109.gif" align="right" height="188" width="125" />İnsanın sabah uyandığında vücudunda meydana gelen değişiklikler birçok hikmet içerir. Hiç istememesine rağmen yüzü şişmiş, saçları kirlenmiş, vücudunda ve ağzında istenmeyen kokular meydana gelmiştir. Aynada gördüğü şişmiş yüzü, dağınık ve bakımsız hali ona ne kadar aciz olduğunu gösterir. Her insan mutlaka sabahları yüzünü yıkamak, dişlerini fırçalamak ve bakım yapmak zorundadır. Bu durum, Kuran ahlakını benimsemiş bir insana kendisini diğer insanlardan üstün görecek bir yönünün olmadığını ve her türlü eksiklikten uzak olanın sadece Allah olduğunu hatırlatır. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Ayrıca samimi bir şekilde Allah’a yönelen bir insan, istemediği bu rahatsızlık veren halini aynada görünce, güzel olan şeylere kendi gücü ve isteğiyle sahip olmasının mümkün olmadığını çok daha iyi anlar. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Görüldüğü gibi Allah kullarını, acizliklerini hatırlamaları ve Kendisine yönelmeleri için birtakım eksikliklerle yaratmıştır. İnsanların bedenlerinin ve çevrelerinin kısa süre içinde kirlenmesi buna bir örnektir. Ancak Allah, bu eksiklikleri gidermenin yollarını da insanlara göstermiş ve su, sabun, deterjan gibi çeşitli imkan ve nimetleri onların hizmetlerine sunmuştur. Allah, “Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır” (İnşirah Suresi, 5-6) ayetleriyle bu gerçeğe de işaret etmiştir. Şunu da belirtmek gerekir ki, nimetlerin yaratılışındaki bu sırrı fark etmek ve bundan dolayı Allah’a şükretmek, sadece üstün bir anlama ve kavrama yeteneğine sahip olan müminlere verilmiş bir özelliktir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/01.jpg" align="left" height="100" width="200" />Gerek sabah gerekse gün içerisinde temizlik yapan bir mümin, Allah’ın kendisine verdiği temizlik malzemelerinden dolayı şükreder. Allah’ın temizliği ve temiz insanları sevdiğini bildiği için yaptığı işi bir ibadet olarak görür ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı umar. Rabbimizin Müddessir Suresi’nin 4 ve 5. ayetlerindeki “Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş” şeklindeki emrini severek yerine getirir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah bir ayette, insanların temizlenme ve diğer ihtiyaçlarını karşılamaları için gökten su indirdiğini şöyle bildirir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>… Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (Enfal Suresi, 11)</em></font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="191">
<tr>
<td height="42"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik.jpg" height="250" width="189" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Su, insan vücudu, eşya ve ev temizliğinde gerekli olan en temel maddedir. Suyun çıplak gözle görülebilen kirleri ve görülemeyecek kadar küçük olan bakterileri temizleme özelliğinin yanında insanı rahatlatan bir başka özelliği daha vardır. Su, insanın üzerinde biriken, insana yorgunluk ve halsizlik hissi veren statik elektriğin de vücuttan atılmasını sağlar. İnsanın, bedeninde oluşan statik elektriği açık bir şekilde görmesi mümkün değildir. Ancak vücuttaki bu elektrik bazen kazak çıkartırken çıtırtı şeklinde bir sesle, bir yere dokunulduğunda küçük bir elektrik çarpması ile, bazen de saç tellerinin farklı hareketleri ile varlığını hissettirir. İnsan yıkandığında ise üzerinde biriken bu statik elektrikten kurtulur, bu nedenle de tüm vücudunda hafiflik ve rahatlık hisseder. Yağmurdan sonra havada oluşan serinlik ve ferahlık da, suyun havadaki statik elektriği temizlemesinden kaynaklanır.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Daima temiz ve bakımlı olmak Allah’ın beğendiği bir tavırdır. Bu gerçeği cennetteki insanların fiziksel temizliklerine dikkat çekilen bazı ayetlerde de görmek mümkündür. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah Kuran’da cennette          bulunan insanların <em>“… sanki (her biri) ’sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl” olduklarını haber vermektedir. (Tur Suresi, 24) Ayrıca cennette insanlar için “tertemiz eşler” bulunduğu da çeşitli ayetlerde müjdelenmiştir. (Bakara Suresi, 25; Al-i İmran Suresi, 15; Nisa Suresi, 57) </em></font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="302">
<tr>
<td height="42"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik2L.jpg" height="208" width="300" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah’a iman eden insanlar, dünyada da cennet benzeri bir ortam oluşturmak isterler. İnananlar, Allah’ın cennette olacağını vaat ettiği herşeyi dünyada da mümkün olduğu kadar yaşamaya çalışır; bu nedenle de fiziksel temizliklerine büyük özen gösterirler.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta daha vardır. Bazı insanlar sadece diğer insanlarla birlikte olduklarında veya kendilerini beğendirmeleri gereken ortamlarda bakımlı olmaya özen gösterir; yanlarında başkaları bulunmadığı sırada görünüşlerine ve temizliklerine dikkat etmezler. Akşama kadar yıkanmamış kirli bir yüzle, temiz kokmayan bir ağızla ve bakımsız bir bedenle, pijamalarla dolaşmak, bütün gün dağınık kalan yatakları, bulaşık dolu mutfağı olağan karşılamak, hep bu hatalı mantığın ürünleridir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Bu mantıktaki insanlar temizliği sadece dıştan bakıldığında pisliğin fark edilmeyeceği kadar yüzeysel yaparlar. Kimi insanlar da banyo yapmayı, kirlenen giysilerini, havlularını, çarşaflarını değiştirmeyi, ütü yapmayı ya da ortalığı toplamayı bir vakit kaybı olarak görür ve belirgin bir kir oluşmadıkça temizlemeye yanaşmazlar. Kirlendiklerinde çoğu zaman, özellikle de soğuk havalarda, yıkanmaya üşenir, kimi zaman sadece saçlarını yıkamakla yetinirler. Bazı kadınların bunun için buldukları bir başka yöntem de, kuaföre giderek sadece saçlarını yıkatmak ve uygun bir şekil verdirmektir. Bu saç modeli bozulana kadar da bir </font><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">daha yıkanmaya gerek duymazlar. Kirlenen vücutlarının rahatsızlık verici kokusunu, sıktıkları bir parfüm ya da deodorantla fark ettirmemeye çalışırlar, ama bu yöntem, kirli bedenlerini çok daha rahatsızlık verici bir hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Kıyafetler için önemsedikleri temizlik şekli ise, sadece dış kıyafetlerinin görünümüdür. Kazaklarında, pantolonlarında ya da paltolarında ciddi bir leke oluşmadığı sürece yıkamazlar. Bunun dışında sigara, is, yemek ya da ter gibi ağır kokuların üzerlerine sinmiş olmasında bir sakınca görmez ve bunu temizlenmek için yeterli bir sebep olarak düşünmezler. Böylesine sağlıksız koşullarda bir hayat sürmek, bu mantığı benimseyen genç, yaşlı her insana zarardan başka bir şey kazandırmaz. Sağlıksız beslenmekten ve pislikten dolayı hastalıktan kurtulamazlar. </font><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Sigara dumanıyla kaplı ortamlarda yaşamaktan renkleri sararır, ciltleri bozulur, ciğerleri zarar görür. Bunlar sadece bedenlerinde gördükleri zararlardır. Bunun yanında sürekli olarak dağınık ve pis ortamlarda, kendileri gibi bakımsız ve kirli insanlarla iç içe yaşamak zorunda olmaları ruh sağlıklarını da olumsuz yönde etkiler. Zamanla güzellikten, estetikten, temizlikten, ince düşünceden zevk almayan duyarsız ve tepkisiz bir ahlaka sahip olurlar. Bu durum elbette ki bilerek ve isteyerek yaptıkları akılsızca seçimin sonucudur. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">O</font><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">ysa Allah Müslümanları, en güzel ve en temiz ortamları hazırlamaları için teşvik eder. Allah inananlara yiyeceklerinden, kıyafetlerinden, yaşadıkları ortamlara kadar herşeylerinde mutlak bir temizliği emretmiştir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Ey insanlar yeryüzünde          olan şeyleri temiz ve helal olarak yiyin… (Bakara Suresi, 168)</em></font></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Sana, kendilerine neyin helal kılındığını sorarlar. De ki: “Bütün temiz şeyler size helal kılındı.”… (Maide Suresi, 4)</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">… O (peygamber), onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar (pis) şeyleri haram kılıyor… (Araf Suresi, 157)</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Hani Evi (Kabe’yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. “İbrahim’in makamını namaz yeri edinin”, İbrahim ve İsmail’e de, “Evimi tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin” diye ahid verdik. (Bakara Suresi, 125)</font></em></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="302">
<tr>
<td height="42"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik01.jpg" height="209" width="300" /></td>
</tr>
</table>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">… Dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin… (Kehf Suresi, 19)</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Katımızdan ona (Yahya) bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 13)</font></em></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Cahiliye insanlarının oluşturduğu yaşam tarzı, kendi elleriyle kendilerine huzursuz ve sağlıksız ortamlar hazırlarken, Müslümanlar Kuran ahlakına uyarak, ahiretten önce dünyada da çok güzel bir hayat yaşarlar. Cahiliye insanları hem kendilerine hem de çevrelerine sıkıntı verici ortamlar oluştururken, Müslümanlar her insanın rahat ve huzur içinde yaşayacağı, sağlıklı ve dinç olacağı mekanlarda hayatlarını sürdürürler.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kısacası mümin, Kuran ahlakının gereği olarak başkaları için değil, Allah’ın beğendiği bir tavır olduğu ve kendisinin de doğal olarak en rahat ettiği tavır bu olduğu için temiz ve bakımlı olur. Bulunduğu mekanı temizleyerek diğer insanlar için de rahatlatıcı bir ortam oluşturmaktan büyük zevk duyar; temizlik konusunda en ufak bir gevşeklik göstermez; her zaman temiz ve bakımlı olmak için elinden geleni yapar.</font></p>
<p align="center"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3copy.jpg" height="93" width="300" /></p>
<p><font color="#ff0000" face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font size="3">Kıyafetlerini          Giyerken</font><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000" size="3"><a name="3"></a></font></strong></font></strong></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Mümin gün içerisinde giyeceği kıyafetleri belirler ve giyinirken önemli bir gerçeğin bilincindedir. Bu gerçek, giysilerin Allah’ın sayısız nimetlerinden biri olduğu ve yaratılmasında birçok hikmet olduğudur. Bütün insanlar bu nimetten faydalanırlar; ancak sadece Kuran ahlakını yaşayan müminler kendilerine sunulan bu güzelliğin Allah’ın bir lütfu olduğunu gereği gibi fark ederek O’na şükrederler. Giysiler mümine hemen şunları hatırlatır: Yünlü, pamuklu veya ipekli giysilerin, çeşit çeşit kıyafetlerin kaynağı canlılardır. Günlük yaşantının hemen her anında kullanılan giyim eşyaları, yaratılış harikası bitki ve hayvanlardan elde edilmektedir. Diğer bir ifadeyle Allah, insanların, en temelinden en lüksüne kadar her türlü giyim gereksinimini karşılayacak özelliklerle donatılmış canlıları yaratmasaydı, söz konusu ürünler de olmayacaktı.</font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="246">
<tr>
<td height="105"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3y.jpg" height="200" width="136" /><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3c.jpg" height="200" width="108" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">İnsanların bir çoğu, bu gerçekleri bilmelerine rağmen, inkar etmeleri ya da gaflet içinde olmaları nedeniyle sahip oldukları nimetleri takdir edemezler. Doğdukları andan itibaren ihtiyaç duydukları giysiler kendilerine sunulduğu için, giyinmek bu insanlar için bir alışkanlık olmuştur. Bu alışkanlık da kendilerini, giyeceklerin bir nimet olduğunu hatırlamaktan ve şükretmekten alıkoyar. Oysa Rabbimizin, dünya üzerindeki nimetleri yaratma sebeplerinden biri, insanların bu nimetler için Kendisine şükretmeleridir. O halde Rabbimizin bizim için yarattığı giyeceklerdeki hikmetleri, bize sağladığı faydalardan başlayarak ele alalım. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Giyecekler insan vücudunu soğuğa, güneşin zararlı ışınlarına, çevreden gelebilecek çarpma, kesilme gibi küçük tehlikelere karşı koruyan bir kalkan niteliğindedir. Eğer giyecekler olmasaydı, hassas bir deriyle kaplı olan insan bedeni, saydığımız bu tür olumsuzluklardan dolayı sık sık zarar görürdü. Bu da insana hem acı verir, hem sağlığını tehdit eder, hem de cildinin oldukça kötü bir görünüm kazanmasına neden olurdu. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Koruyucu bir özelliğe sahip olan giyeceklerin yaratılışındaki hikmetlerden bir diğerini Rabbimiz Kuran’da şöyle bildirir: </font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="264">
<tr>
<td height="105"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3cy.jpg" height="200" width="123" /><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3co.jpg" height="200" width="139" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Ey Ademoğulla rı, Biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size ’süs kazandıracak bir giyim’ indirdik (var ettik)… (Araf Suresi, 26)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Yukarıdaki ayette          dikkat çekildiği gibi, giysiler insan için çok daha estetik bir yapı oluşmasına          sebep olur.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Açıktır ki, vazgeçilmez bir ihtiyaç olan giyecekler Allah’ın bizim kullanımımıza verdiği son derece önemli bir nimettir. Bunun bilincinde olan mümin, giysilerini kullanırken son derece titiz ve özenli davranır. Bu, onun, Allah’ın kendisine sunduğu nimetlere karşı şükredici olduğunu, fiili olarak da göstermesidir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kuran ahlakının getirdiği bir özellik olarak her harcamasında dengeli davranan mümin, giysi alırken de aynı tavrı gösterir. İhtiyacı olanı, kendisine yakışanı ve makul olanı satın alır. Gereksiz harcama yaparak israf etmez. <em>“Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.” (Furkan Suresi, 67)</em> ayetinin gereğini yerine getirir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kuran ahlakını yaşayan bir insanın dikkat ettiği bir diğer konu ise giysilerini temiz tutmaktır. Çünkü bu, Kuran’da “Elbiseni temizle. Pislikten kaçınıp-uzaklaş.” (Müddessir Suresi, 4-5) ayetleriyle emredilmektedir. Mümin, Allah’ın bu emrini tüm emirlerinde olduğu gibi titizlikle yerine getirir; imkanları ölçüsünde, elinden geldiğince temiz giyinmeye özen gösterir. </font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="264">
<tr>
<td height="105"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet2cy.jpg" height="200" width="252" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kuran ahlakını yaşayan bir insanın giyinmeye gösterdiği önem bu kadarla sınırlı kalmaz. Örnek bir ahlaka sahip mümin için temiz giyinmenin yanında, olabildiğince estetik ve uyumlu giyinmek de önemlidir. Nitekim ayetteki, <em>“’süs kazandıracak          bir giyim’ indirdik” (Araf Suresi, 26)</em> ifadesiyle giyinmenin estetiğe yönelik bir amacının olduğuna da dikkat çekilmiştir. Peygamberimiz (sav)’in kıyafet tarzının ve bu konudaki tavsiyelerinin aktarıldığı hadislerde de bu konuda örnekler bulunmaktadır. Örneğin Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hasan, onun giyim konusu hakkındaki görüşünü şöyle ifade etmiştir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>“Peygamber Efendimiz bize elde ettiğimizin en iyisini giymemizi ve bulabildiğimiz en hoş kokuları sürmemizi emrederdi.” (Buhari, et-Tarih’ul-Kebir, I, 382, no: 1222)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Peygamberimiz (sav)’in          giyim tarzı ile ilgili aktarılan bilgilerden bir tanesi ise şudur:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm.” (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s .68-69) </em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Peygamber Efendimiz, ashabından biri dış görünümüne önem vermediğinde veya bakımsız olduğunda onu da hemen uyarırdı. Bu konuya ait bir örnek şu şekilde nakledilmektedir:</font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="146">
<tr>
<td height="105"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet20.jpg" height="250" width="144" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Üzerimde sade bir          elbise olduğu halde Resulullah’ın yanına gelmiştim. Bana:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>“Senin malın yok          mu?” diye sordu. </em></font></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">“Evet var” cevabıma:</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">“Hangi çeşit maldan?”          sorusunu yöneltti.</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">“Her çeşit maldan          Allah bana vermiştir” demem üzerine:</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">“Öyle ise Allah Teala Hazretleri sana bir mal verdiği vakit Allah’ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin </font></em><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">üzerinde görülmelidir” buyurdular. (Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 119) </font></em></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="128">
<tr>
<td height="105"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet2c.jpg" height="300" width="126" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah Kuran ayetlerinde giysiler ve takılardan üstün bir cennet nimeti olarak bahsetmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)tir. (Hac Suresi, 23)</em></font></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Hafif ipekten          ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).          (Duhan Suresi, 53)</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir… (İnsan Suresi, 21)</font></em></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Rabbimiz bu ayetlerde ipek ve atlastan elbiselerden, gümüş, altın ve inciden yapılan süslerden bahsetmiştir. Bu süsler dünya hayatında, cennettekilerin bir benzeridir. İman eden bir insan için bu süsleri görmek -bu süslere sahip olsun ya da olmasın- cenneti düşünmesi ve cennete duyduğu özlemin artması için bir vesiledir. Mümin, bunların yaratılışındaki hikmeti görür ve bilir ki dünya hayatında karşısına çıkan bütün nimetler geçicidir. Asıl olan ve ebediyen varlığı sürecek olan nimetler ise ahiret yurdundadır: </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız. Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup-dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek. (Kehf Suresi, 30-31)</em></font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="264">
<tr>
<td height="250"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet40y.jpg" height="244" width="262" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kuran ahlakını yaşayan bir insan için giyim konusunda düşünülmesi gereken noktalardan biri de, dış görünüşün insanlarla kurulan ilişkilerde oldukça önemli olduğudur. Bu nedenle mümin, insanları Kuran ahlakına davet ederken kıyafetine daha fazla önem verir. Mümkün olduğu kadar güzel, temiz, uyumlu, abartısız kıyafetler giymeye gayret eder. Bu durum, onun, Allah’ın emirlerine olan titizliğini, diğer insanlara saygı duyduğunu gösterir. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Karşısındaki insanın psikolojik durumunu, neyi nasıl algılayacağını düşünmek ve o insana sonsuz kurtuluşu müjdelerken en fazla etkiyi sağlamak için -her alanda olduğu gibi- giyim kuşam konusunda da ince düşünceli olmak yalnızca Kuran ahlakını yaşayan insanlara has bir özelliktir.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Sonuç olarak, iman eden bir kimse Peygamberimiz (sav)’i örnek alır ve gerek evinde gerekse toplum içinde daima temiz, bakımlı, göze hoş gelen kıyafetlerle dolaşır; bunu da büyük zevk alarak ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmayı umarak yapar.</font></p>
<p align="center"><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" height="30" width="55" /><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" height="30" width="55" /><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" height="30" width="55" /></font></p>
<p><font color="#ff0000" face="Comic Sans MS" size="3"><strong>Kahvaltı Ederken          </strong></font><font face="Comic Sans MS" size="2"><strong><font color="#ff0000" size="3"><a name="4"></a></font></strong></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah’ın kendisine düşünme ve anlama yeteneği verdiği bir mümin, sabah kahvaltı yapmak için mutfağa girdiğinde hizmetine sunulan nimetlerin ve yiyeceklerin tümünün yaratılışında birçok iman hakikatinin gizli olduğunu bilir. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Örneğin yiyeceklerini pişirmek için kullandığı ateş, aslında kendisi de dahil birçok şeye büyük ölçüde zarar verebilecek; hatta yanıp yok olmasına yol açacak bir özelliğe sahiptir. Ancak ateş, besin maddelerini yenebilecek bir duruma getirmek (ısınmak, çok çeşitli sanayi ürünlerini üretmek…) için zorunludur ve bu açıdan büyük bir nimettir. Diğer bir ifadeyle, yeryüzündeki herşey gibi ateş de insanın hizmetine verilmiştir. Allah ayette şöyle bildirir:<em> “Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi…” (Casiye Suresi, 13) </em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlyor01.jpg" align="right" height="200" width="269" /></font><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Bunun yanında ateş, iman eden bir insan için dünya hayatında cehennem azabının bir hatırlatmasıdır. Allah Kuran’da cehennemde yaşanacakları tasvir ederken, şiddetli bir ateşten bahsetmektedir. Rabbimiz inkar edenler için yarattığı ateş azabını bazı ayetlerde şöyle anlatmaktadır:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>O gün onlar, ateşin          üstünde tutulup-eritilecekler. (Zariyat Suresi, 13) </em></font><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakar da onun içinde onlar, (etleri sıyrılmış olarak sırıtan) dişleriyle kalıverirler. (Mü’minun Suresi, 104)</font></em></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Kim Allah’a ve Resûlü’ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır. (Fetih Suresi, 13)</font></em></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">İmani derinliğe sahip olan müminin cehennemdeki bu şiddetli ateş azabını düşününce Allah korkusu daha da artar. Allah’a dua eder ve cehennem ateşinden O’na sığınır. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Samimi ve ön yargısız olarak düşünen bir insan için kahvaltı sofrasındaki besin maddelerinde de birçok hikmet vardır. Ekmek, bal, süt, domates, biber, zeytin, yumurta, çay, kahve gibi tatları, kokuları, besin değerleri, renkleri farklı gıdaların her biri birer nimettir. Bunlar vücudun ihtiyaç duyduğu proteinleri, aminoasitleri, karbonhidratları, yağları, vitaminleri, mineralleri ve sıvıları sağlarlar. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için düzenli olarak beslenmek gereklidir. Ancak bu zor, sıkıcı veya külfetli değil, insanın hoşuna giden bir durumdur. Yemekler, içecekler, meyveler, sebzeler, pastalar, tatlılar, şekerlemeler hem insanın her türlü gıda gereksinimini karşılar, hem de ona büyük bir zevk verirler. </font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="352">
<tr>
<td height="155"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk20.jpg" height="200" width="350" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Aslında bu saydıklarımız tüm insanların çok iyi bildikleri, dünyaya gelmelerinden bu yana 24 saat iç içe oldukları küçük ayrıntılardır. Ancak insanların birçoğu Rabbimizin günlük hayatta bizlerin emrine sunduğu bu güzellikler üzerinde gereği gibi düşünmezler. Her birini alışkanlıkla değerlendirir, ne kadar değerli olduklarının farkına varmazlar. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Oysa hepsi birbirinden leziz yiyecek ve içecekler insan vücuduna farklı yararlar sağlayacak özelliklere sahiptir ve hepsinin yaratılışında büyük harikalar vardır. Örneğin bal, birkaç gramlık bir bedene sahip arılar tarafından adeta mucizevi bir şekilde üretilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Yahya, Balarısı Mucizesi) Gerek içinde barındırdığı vitaminler ve minerallerle, gerekse yapısal özellikleri sebebiyle insanlar için tam bir şifa niteliğindedir. Rabbimiz balın bu özelliğini ve arıya bal yapmayı ilham ettiğini Kuran’da şöyle bildirir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Rabbin balarısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 68-69)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Balın oluşumunu düşünen bir mümin, ondaki yaratılış mucizesini fark eder; balın ana malzemesini sağlayan çiçeklerin ve meyve tomurcuklarının, nektarı bala dönüştüren arıların ve bal gibi benzersiz bir besinin tesadüfen var olamayacağını hemen anlar. Tüm bunlar ise onun Allah’a olan yakınlığını artırır. </font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="98">
<tr>
<td height="155"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk2c.jpg" height="200" width="202" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Ayrıca küçücük bir arının Rabbimize olan katıksız itaati de bir iman hakikatidir. Mümin, aklı ve şuuru olmadığı halde kusursuz bir disiplinle hiç durmadan çalışan balarısının yaptığı kusursuz işleri Allah’ın ilhamıyla gerçekleştirdiğini düşünüp anlar.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah, insana faydalanması için sunduğu et, süt, peynir, tereyağı, yumurta gibi hayvansal besinlerin birer nimet olarak önemini ise Mü’minun Suresi’nde şöyle bildirmektedir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Gerçekten hayvanlarda da sizin için bir ders (ibret) vardır; karınlarının içinde olanlardan size içirmekteyiz ve onlarda sizin için daha birçok yararlar var. Sizler onlardan yemektesiniz. (Mü’minun Suresi, 21)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Bu ayette insanların hayvanlardan sağladıkları faydalar bildirilirken “karınlarının içinde olanlardan” bahsedilmektedir. Örneğin, bir ineğin karnında yediği besinler, içtiği su damarlarında dolaşan kan, iç organları ve sindirilen besinlerden arta kalanlar bulunur. Bu kadar karışık maddenin içinden bembeyaz bir renkte, tertemiz ve güzel kokulu, insana faydalı bir sıvının, yani sütün çıkması ise gerçekte büyük bir mucizedir. Üstelik içinde atık maddelerin de bulunduğu bir yerde olmasına rağmen süt, en sağlıklı koşullarda üretilmektedir.</font></p>
<table align="left" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="208">
<tr>
<td height="155"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk3c.jpg" height="200" width="204" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Allah’ın üstün ilminin bir başka göstergesi ise, beyaz renkte olan sütün ham maddesinin yalnızca yeşil ot olmasıdır. Ancak, süt veren hayvanlar Allah’ın vücutlarında yarattığı mükemmel sistemlerle, katı ve yeşil bir maddeden sıvı ve beyaz bir madde oluşturmaktadırlar. Rabbimiz sütün yapısını, Kuran’da şöyle bildirir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (Nahl Suresi, 66)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Bilindiği gibi süt, insan bünyesinin ihtiyaç duyduğu birçok maddeyi içeren çok zengin bir besindir; hem çocukların hem de yetişkinlerin beslenmesinde hayati bir rol oynar.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Hayvanlardan elde ettiğimiz, kendisi küçük, ancak besleyici değeri yüksek bir gıda da yumurtadır. Protein, vitamin ve mineral deposu olan yumurtanın oluşumu bir başka mucizedir. Hiçbir bilince sahip olmayan tavuk, kendi ihtiyacı olmamasına rağmen her gün yumurta üretmekte ve ürettiği yumurtayı mükemmel bir ambalajla koruma altına almaktadır. Yumurtanın kabuğunun, içindeki sıvının etrafında nasıl mükemmel bir şekilde oluştuğu ya da bir kapağı olmadığı halde sıvının kabuğun içine nasıl yerleştirildiğini düşünmek, iman sahibi bir insanın Allah’ın yaratma sanatına duyduğu hayranlığı artırır. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Yine kahvaltıların vazgeçilmez içeceklerinden olan çay, bir bitkiden elde edilir. Bu bitkinin yaprakları belirli işlemlerden geçirildikten sonra, güzel kokulu ve insanın uykusunu açan özelliğe sahip bir içecek haline dönüştürülür. Çay da dahil olmak üzere, aynı topraktan çıkan binlerce tür bitki, onları yaratan Allah’ın sonsuz güç, ilim ve merhametini gözler önüne sermektedir. Rabbimizin En’am Suresi’nin, 141. ayetinde belirttiği gibi; “Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tatları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O’dur…”</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Şunu da belirtmek gerekir ki, Allah yarattığı sınırsız nimetlerden insanları dilediği kadar rızıklandırmaktadır. Allah insanları dünya hayatında zenginlikle ve fakirlikle denemekte, bu denemeler karşısında güzel ahlak gösterenlerden hoşnut olmakta, onların sonsuz cennet nimetlerine kavuşacaklarını Kuran’da bildirmektedir. Örneğin, kimi insanların kahvaltı masaları türlü yiyeceklerle doluyken, kimisi sadece birkaç çeşitle rızıklandırılır. Ancak mümin, imkanları ne olursa olsun, her zaman Allah’ın hoşnut olacağı şekilde davranır ve O’na tüm samimiyetiyle şükreder. Zenginse, bundan dolayı böbürlenmez, şımarmaz. Eğer fakirse, bundan dolayı en ufak üzüntü duymaz ve bunun sıkıntısını yaşamaz.</font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="333">
<tr>
<td height="155"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk1y.jpg" height="200" width="331" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Mümin, Allah’ın kendisini denemeden geçirdiğini ve dünya hayatındaki herşeyin geçici olduğunun farkındadır. Nitekim Kuran’da Allah, insanları hayırla ve şerle (kötülükle) deneyeceğini, <em>“… Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz          Bize döndürüleceksiniz” (Enbiya Suresi, 35)</em> ayetiyle bildirir. Bu nedenle Kuran ahlakını yaşayan bir insan kendisine sunulan nimetlerin değil, nimetlere karşı tutumunun Allah katında bir karşılığı olduğunu bilir. Mümin, imkanları sınırlı olsa da içtenlikle Allah’a şükreder. Allah Kuran’da, samimiyet ve kararlılıkla şükredenlere nimetlerini artıracağını bildirmiş, nankörlük edenlere ise azabının şiddetli olduğunu hatırlatmıştır: </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.” (İbrahim Suresi, 7)</em></font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Çevresindeki kusursuz yaratılış delilleri üzerinde düşünen kişi, yiyeceklerdeki hikmetlerin yanı sıra, bunları kolay bir şekilde yiyebilmesi için yaratılmış olan ağzının yapısındaki ve işlevlerindeki hikmetleri de görür. Öyle ki, insanın yemek yiyebilmesi için dudakları, dişleri, dili, çene kemiği, tükürük bezleri, milyarlarca hücresi kusursuz bir uyum içinde çalışır. Burada öylesine mükemmel bir organizasyon söz konusudur ki, birçok işlem bir anda hiçbir aksaklık olmadan yapılabilir. Dişler yiyeceği koparıp parçalarken, dil hiç durmadan onu, dişlerin arasına tekrar tekrar çiğnenmesi için taşır. Çene kemiği sahip olduğu güçlü kaslarla dişlerin çiğneme işini yapmasına yardımcı olur ve dil ile uyumlu bir şekilde hareket eder. Dudaklar ise yiyeceğin dışarıya çıkmasını önlemek için güvenli bir kapı niteliğindedir. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Ayrıca bu organların her birini oluşturan parçaların kendi içlerinde de kusursuz bir iş birliği vardır. Örneğin dişlerin her biri, bulundukları yere ve yapısına göre koparma, çiğneme gibi görevler üstlenmiştir. Tüm dişler yerleri ve görevlerine uygun ve düzenli bir şekilde sıralanmış; hepsi karşısındaki dişle ortak bir şekilde çalışabilecekleri kadar uzamış ve sabit bir boyda kalmışlardır.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/dondurma1cy.jpg" align="left" height="200" width="115" />Elbette, bu organlar akla ve şuura sahip değildir; kendi aralarında ortak karar alıp iş birliği yapmaları söz konusu olamaz. Yukarıda kısaca bahsedilen özel ve üstün düzenleme rastlantıların sonucu da oluşamaz. Çünkü her parça belirli bir amaç doğrultusunda, tam olması gerektiği gibi planlanmıştır. Şüphesiz bu muhteşem tasarım,<em> “Herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş,          belli bir ölçüyle takdir etmiş” (Furkan Suresi, 2)</em> olan Rabbimize aittir. Allah, bunların tümünü insanın rahat ve zevk alacak şekilde yemek yemesini sağlayacak şekilde yaratmıştır. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Müminin aklından geçirdiği bir diğer önemli konu da, mutfaktaki yemeklerin kokularını ve tatlarını hiçbir güçlük çekmeden algılamasıdır. Bu, sahip olduğu harikulade sistemler sayesinde mümkün olmaktadır. Koku ve tat alma duyuları bir ömür boyu durup dinlenmeksizin, tek bir hata yapmaksızın onun adına faaliyet göstermektedir. Üstelik bunlar için herhangi bir bedel ödememiş; böyle bir beceriyi elde etmek için hiçbir eğitim almamış, özel bir çaba harcamamıştır. (Detaylı bilgi için bkz. Harun Yahya, Koku ve Tat Mucizesi)</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">İnsan eğer tat alma sistemiyle donatılmış olmasaydı, çeşit çeşit yemeklerin, tatlıların, etlerin, balıkların, sebzelerin, çorbaların, salataların, pastaların, böreklerin, meyvelerin, içeceklerin, reçellerin, dondurmaların, şekerlemelerin hiçbir anlamı kalmayacaktı. Dahası, bunların tatları lezzetli olmayabilir; tatsız, yavan, nahoş, mide bulandırıcı veya rahatsız edici olabilirdi. Hiç şüphesiz tatlar ve tat alma sistemi insan için özel olarak yaratılmıştır. Alışkanlığın getirdiği bir vurdumduymazlıkla bu gerçeği göz ardı etmek büyük bir hata olacaktır. Allah güzel ve temiz besinleri insanlar için yarattığını Kuran’da şöyle bildirir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir. (Mümin Suresi, 64)</em></font></p>
<table align="right" border="1" cellpadding="3" cellspacing="0" width="352">
<tr>
<td height="155"><img src="http://www.cocuklaricin.net/res_24/dondurma1.jpg" height="182" width="350" /></td>
</tr>
</table>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Şüphesiz, düşünen ve akleden insanlar için her tat, Allah’ı gereği gibi takdir etmeye, O’nu minnetle anmaya, O’nu yüceltmeye ve O’na şükretmeye bir vesiledir. Leziz yiyecek ve içeceklerin tümünün Allah’tan olduğunu bilen mümin de her sofraya oturuşunda bunlar üzerinde düşünür ve Rabbimize şükreder. Allah Kuran’da şöyle bildirir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler. Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı? (Yasin Suresi, 33-35)</em></font></p>
<p><em><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar. Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar. Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi? (Yasin Suresi, 71-73)</font></em></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Bazı insanlar ise hayatları boyunca mükemmel bir şekilde ihtiyaçlarını karşılayan, farklı kokulara ve tatlara sahip lezzetli gıdaları tüketmelerine rağmen, son derece önemli bazı gerçekleri düşünme gereği hissetmezler. Bu eşsiz nimetleri Allah’ın kendileri için özel olarak yarattığını ve kendilerine sunduğunu, bunlar için Allah’a şükretmeleri gerektiğini anlamazlıktan gelirler. Oysa bu, son derece yanlış bir tutumdur. İnsanlar ahirette Allah’a karşı şükredici olup olmadıkları konusunda sorguya çekileceklerini unutmamalıdırlar.</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Burada üzerinde durulması gereken bir nokta da şudur: Mümin, bedeninin kendisine Allah’ın bir emaneti olduğunun, bu eşsiz nimete en iyi şekilde bakmakla sorumlu olduğunun ve bunun için sağlıklı beslenmesi gerektiğinin bilincindedir. Salih ameller yapabilmesi için sağlıklı olması, bunun için de yeterli ve dengeli beslenmesi gerektiğinin farkındadır. Vücudundaki 100 trilyon hücrenin gelişmesi, yenilenmesi ve düzenli çalışması için tüm besinlerden ihtiyacını karşılayacak kadar almasının zorunlu olduğunu bilir. İşte bu yüzden, gerek kahvaltıda gerekse gün boyu temiz, sağlıklı ve doğal gıdalar alır; ne kadar çekici veya lezzetli görünürse görünsün zararlı besinlerden kaçınır. Bu konuda tembellik ve umursamazlık da yapmaz. Örneğin organlarının faaliyetlerinin, vücudunun toksit maddelerden arınmasının, bitkinliğin, yorgunluğun aşılmasının (birçok insanın düzenli olarak içmeyi ihmal ettiği) suya bağlı olduğunu bilir ve gün içinde düzenli olarak su içmeye itina eder. Peygamberimiz (sav) de suyun önemine birçok kez dikkat çekmiştir. </font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2">Örneğin bir yolculuğu sırasında, bir yerde durmuş ve yanındakilerden su istemiştir. Elini ve yüzünü yıkadıktan sonra, sudan içmiş ve yanındaki sahabelerine de “Siz de yüzünüze, boynunuza bir miktarını dökün” demiştir. (Tam Metni Sahih-i Buhari, Konyalı Mehmed Vehbi, 4. cilt, Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s. 64-65) Peygamberimiz (sav) su içtikten sonra şöyle dua etmiştir:</font></p>
<p><font color="#000000" face="Comic Sans MS" size="2"><em>“Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu yaratmayan Allah’a hamd olsun.” (Huccetü’l İslam İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-din, 2. cilt, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 16)</em></font></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/busrayildiz.wordpress.com/6/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/busrayildiz.wordpress.com/6/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/busrayildiz.wordpress.com/6/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/busrayildiz.wordpress.com/6/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=busrayildiz.wordpress.com&amp;blog=1193182&amp;post=6&amp;subd=busrayildiz&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://busrayildiz.wordpress.com/2007/06/05/24-saatimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/aa2ffd80e08cefd9b68eb26addaf577d?s=96&#38;d=identicon" medium="image">
			<media:title type="html">istanbulcocugu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://c/DOCUME%7E1/SANTAN%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-2.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://img80.imageshack.us/img80/4751/dinimiziogrenelimicinderr6.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma2copy.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma2A.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/uyanma3A.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/sealw2.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/109.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/01.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik2L.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/temizlik01.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3copy.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3y.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3c.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3cy.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet3co.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet2cy.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet20.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet2c.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kyafet40y.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/99.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlyor01.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk20.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk2c.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk3c.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/kahvaltlk1y.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/dondurma1cy.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://www.cocuklaricin.net/res_24/dondurma1.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
